Yaşamımızın her alanında var olan parayı değerli kılan nedir? Bunu anlamanın yolu insanlığın yaşadığı deneyimde gizlidir.

Artemis Tapınağı, dünyanın yedi harikasından biridir. Eski ihtişamını kaybetse de oradaki çalışmalar paranın icadındaki süreci anlamamıza destek olmaktadır. Buna örnek olarak tapınakta gömülü halde bulunmuş 93 adet sikke verilebilmektedir. Çoğu kaynak bu sikkeler sayesinde ilk paranın tapınağın yapımını üstlenen Lidyalılar tarafından basıldığını kabul etmektedir. Fakat bulunan sikkeler para olarak değerlendirebilecek özelliklerde değildir.

Bir parayı para yapan ölçütler nelerdir?
1) Paranın üzerinde yazan temsil ettiği değer

2) Paranın standart özelliklere sahip olması

3) Parayı basan merkezi gücün ismi

4) Parayı oluşturan bileşimler

İnsanlar, değerini her daim koruyabilen malzemelere yönelmiştir
Bu kriterlere baktığımızda Artemis Tapınağı’ndaki sikkeler para tanımını karşılayamamaktadır. Lidyalılardan önce birtakım objeler bu amaçla kullanılmıştır. Şu an 100 kuruş = 1 Lira değişim birimini kullandığımız gibi atalarımız da hayvanlar ve gıda malzemeleri arasında değiş tokuş sistemi oluşturmuştur. Bu sistemin önemli bir sorunu ise hayvanların kısıtlı bir ömürleri olmasıdır. Örneğin kıtlık ve salgın dönemlerinde bu mal varlıkları zarara uğrayabilmektedir. Aynı durum tahıl ürünleri için de geçerlidir. Bu ürünleri uzun vadede saklamak zordur. Buna çözüm olarak insanlar, değerini her daim koruyabilen malzemelere yönelmiştir.

M.Ö 2000’li yılların sonunda Orta Anadolu’da şehir devletleri önem kazanmıştır. Dönemin en dikkat çekici merkezi, günümüz Kayseri’de bulunan Kültepe’dir. Bu höyük çevresinde yapılan kazılarda Asur ticaret kolonilerine ait 25 bin dolaylarında çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bu tabletlerin Orta Anadolu’dan Anadolu’ya gelen tüccarlar tarafından yazıldığı bilinmekte olup 1000 km çapındaki bir ticaret ağının nasıl işlediğini açıklamaktadır. Bu ticaret ağının merkezinde altın, gümüş ve kalay bulunmaktadır. Bu durum metallerin ağırlıkları orantısında alınıp satıldığının kanıtıdır. Metallerin belli bir standarda kavuşması ile para kavramı oluşmuştur.

Uluburun Batığı
Antalya’nın Kaş ilçesinde yapılan su altı araştırmalarında Uluburun Batığı’ndan çıkarılan bakır ve kalay külçeler günümüzde kullandığımız paraların ilk formunu oluşturmuştur. Bu objeler boyutları büyük olmasına rağmen günümüzde kullandığımız paralar gibi kullanılmıştır. Metal objeler ilerleyen zamanlarda küçülüp paraya dönüşmüştür.

Sard
Sard’da gerçekleştirilen kazılar Lidya kültürü hakkında bilgi sahibi olmamıza olanak sağlamaktadır. Dönemin Lidya kralı Alyattes paralara bir ağırlık kazandırmıştır. Günümüz anlamında parayı üreten kişi ise Alyattes’in oğlu Croesus olmuştur. Croesus döneminde elektronların ilk kez ayrıştırılmasıyla altın ve gümüş sikkeler ayrı ayrı basılmıştır. Lidyalıların ilk parayı basmasından sonra kültürün tüm dünyaya yayılması parayı sarsılmaz merkezi güç haline getirmiştir.

Büyük İskender’den sonra tüm Akdeniz ve çevresi Roma egemenliği altına girmiştir. Yayılma sürecinde kazanılan ganimetlerle, imparatorluğun giderleri finanse edilmiştir. Fakat imparatorluğa en parlak dönemini yaşatan Augustus’tan sonra artık fethedilecek zengin topraklar kalmadığında sistem çökmüştür. Hazine hızla boşalmaya başlamıştır. M.S. 64 yılında ise Nero, basılan paralarda altın ve gümüş miktarının azaltılmasını ve paranın boyutlarını küçültmeyi önermiştir. Bu şekilde daha fazla para basılarak borçlar kolayca ödenebilmektedir. Halk bu durumu fark edince mal ve hizmetlerin fiyatlarını arttırmış, imparatorluk tekrar paranın değerini düşürmek zorunda kalmıştır. Bu kısır döngü neticesinde insanlar enflasyonla tanışmıştır.

1970 yılında Kütahya’nın Gediz ilçesi 7,2 şiddetinde bir depremle sarsılmış ve bu depreme karşı koyamayan bir kasaba camisinin yıkıntılarının altında Roma İmparatoru Diocletianus’un maksimum fiyatlar bildirisi bulunmuştur. Diocletianus, halkın para birimine karşı güveninin kaybettiğini fark etmiş ve paranın değerini düşürmek yerine yükseltmeyi tercih etmiştir. Fakat ürünler yine de pahalılaşmaya devam etmiştir. Enflasyonu kontrol altına alamayınca fiyatları kontrol etmeye karar vererek bir bildiri yayınlamıştır. Bu politika, ilk enflasyonla mücadele politikası olarak kabul edilebilmektedir.

Para kavramındaki soyutluk 18’inci yüzyıl itibarıyla paranın fiziksel yapısına da nüfuz etmeye başlamıştır. Kâğıt banknotların üretilmeye başlanmasıyla parayı basan merkezi gücün belirlediği değerlerin yazılmasıyla yeni bir kimlik kazanmıştır. Altın ve gümüş yerine bakır ve nikel gibi daha değersiz madenlerin ağırlıkta olduğu yeni para hem parçalanması çok zor hem de üzerinde yazan rakamın metallerin değerinden daha fazla olması nedeniyle de eski çağlarda yaşanan paranın kırpılması sorununun önüne geçmiştir. Bugün ise kavramın soyutluğu olağanüstü bir seviyededir. Neredeyse nakit paraya ihtiyacımız kalmamıştır. Kredi kartları, banka kartları ve internet bankacılığı ile işlemlerimiz dijitalleşmiştir. Şu an sanal ortamda üretilmiş bir para birimi ile ev veya araba almak bile mümkündür.

Yasemin Çelebi

Kaynak: Katılım Finans Dergisi

close
Paylaş

Henüz Yayınlanmış Bir Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir