Tarihte bankacılık faaliyetleri; ticaret ve üretimin en yaygın olduğu coğrafya olan Mezopotamya bölgesinde başlamıştır. Milattan önceki süreçte Hammurabi Kanunları tarihteki ilk alacak-borç ilişkisi çerçevesinde düzenlenmiş olan kanunlar olup; faiz, kredi, ödeme ve vade tarihleri düzenlenmiş, uyulmaması halinde yaptırım uygulanacağı ifade edilmiştir. Hammurabi Kanunlarındaki bu düzenlemeler ticaret hayatında para üzerinden faiz alınması borç ilişkisinin yanında kredi, bankacılık borçlanması konusundan devletin ilk müdahalesi olarak kabul edilmektedir. Avrupa kıtasında ise; On İki Levha Kanunlarında ve sonrasında Licinia Kanunlarında anaparadan faizler için ödenen miktarın kesilmesi ve borç veren sermaye sahibinin geri kalan taksitlerin ödenmesinde oranlama yapabilmesi konuları düzenlenmiştir. Romanın kuruluşunun 398.yılında ‘Tribunler’ Duellius ve Menenius, faizi yılda yüzde bir oranına indiren kanun yapmıştır. Bu kanun; Roma’da bankacılık ve borç para verilmesi yönündeki ilk kanuni düzenleme olmuştur.

Bankacılık ilk çağlardan itibaren; tapınaklar, ibadethaneler ve en çok yönetim binalarında faaliyet göstermeye başlamıştır. Çünkü; hem alacaklı-borçlu ilişkisinde kurulacak sözleşmeler yönetim otoritelerinin gözetim ve denetimi sağlanmış hem de tapınakların güvenilirliği, güvenliğinden faydalanılarak ‘Emanet Para Ticareti’ yapılmıştır. Borç para verme, borç üzerinden faiz alma ve para basma faaliyetleri M.Ö. 4 yy. devlet denetiminin yanında; zengin bankerlerin, toprak sahibi feodal beylerin borç vermesi ve ödünç borç para karşılığında fark olarak faiz almaya başlamasıyla Bankacılık-Faiz ilişkisi uygulamaları da görülmeye başlamıştır. Bu durumda; kamu-özel bankalar her ne kadar kurumsal birer işletme finansmanı aracı olarak ortaya çıkmasa da bankacılığın modern kurumsal yapısının temelleri atılmıştır. Yapılan bu düzenlemeler hukukun sosyal hayat kuralları ve ticarete dönük etkilerinin tarihsel gelişiminin de başlangıcı olmuştur.

Bugünkü anlamında modern bankacılığın kelime kökeni olan; ”Banka” terimi İtalyanca ”Banco” sözcüğünden gelmektedir. Bu terimin İtalya’da deniz ticareti faaliyetleri sonucunda Mezopotamya ve Ortadoğu’da öğrenilen ödünç para ticareti, faiz ve kredi uygulamalarının pazar yerlerinde, tapınaklarda para ticareti, alışverişi yapılmasıyla bu işi yapan tacirlerin oturduğu ‘banka’ (yani İtalyanca masa)’ nın ardında oturup borç para alışverişi, kredi sözleşmeleri yapılmasıyla ortaya çıkmıştır. Böylece kurumsal anlamda; borç alışverişinde alacaklı-borçluyu bir araya getirip ortak irade kurduğu, karşılıklı iradelerini beyan edip borç para sözleşmeleri ve kredi anlaşmaları yapılan bir obje olan ”masa” Banka olarak dillere yerleşmiş ve tüm ülkelerde bu faaliyetler Bankacılık faaliyetleri olarak kullanılmaya başlamıştır. Bankacılık kavramının gelişiminde; ticaretin bölgelere, kıtalara ve ülkelere yayılmasıyla beraber; en önemli etki Para’nın bir mübadele aracı olarak yaygınlaşması ve bankaların özerk kurumlar halini alması, bankacılık faaliyetlerinin ticaret hayatının önemli bir aktörü olması gerçekleşmiştir. Bu yönleriyle; Bankacılık Hukuku kavramının gelişimi sosyal, ticari ve ekonomik hayata paranın mutlak mübadele aracı olarak girmesiyle sıkı sıkıya ilişkili olmuştur. Parasal ilişkiler ve ödünç-emanet sözleşmelerinin düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Şehirler, bölgeler, ülkeler arasında artan ticari etkileşim, paranın bir değer ifade kavramı olarak piyasa etkinliğinin artması, bankaların bu etkinlikte aracı hizmetleri sunarken kullandığı kanalların çeşitlenmesiyle özellikle; İtalya ve Yunanistan tüccarları arasında borç alışverişi, faiz, kredi, vadeli denizcilik ticareti borçlanmaları sözleşmelerinin gelişmesiyle Roma ve Atina devletlerinde düzenlemeler yapmıştır.

Ortaçağda şövalye, papaz, tapınaklardaki rahiplerin kilise ve mabetler vasıtasıyla bankacılık faaliyetlerinde ilerleyip; tüccarlar, köylüler, üreticilere karşı üstünlük kazanıp güç haline gelmeye başlamasıyla merkezi kilise ve Roma yönetimi bu durumdan rahatsız olmuştur. Roma’da para, kredili borç verme faaliyetlerinin geliştiği bu süreçte; finansmana, üretim araçları ve sermayeye ihtiyaç duyan orta sınıf ve alt gelir gruplarının bankalar, faiz, kredi konularındaki mağduriyetlerinin ortaya çıkmasıyla bankaların işlemleri hakkında Kilise tarafından Banka Kanunları yapılmıştır. Bu kanunlara uyulmaması durumunda siyasi yönetim ve kilise otoriteleri ciddi yaptırımlar olması konusunda uzlaşıya varmıştır. Çünkü; insanlık tarihi boyunca para ve kredili faiz işlemleri güçlü olanın zayıf olana karşı ekonomik üstünlüğünü sağlayıp zayıfı ezmesi, para ve sermaye sahiplerinin ekonomik bir değer üretmeden zenginleşmesi, orta ve alt gelir gruplarının para(sermaye) ihtiyaçlarının istismar edilip kötüye kullanılması durumlarını ortaya çıkarmıştır. Eski çağlardan bu zamana dünyanın her yerinde dağınık ve azınlık durumunda yaşayan Yahudiler toprağa bağlı ekonomik faaliyetlerde bulunamadıkları ve yaşadıkları ülkelerden sürekli sürgün edildikleri için tüccarlıkta özellikle para piyasalarında işlem yaparak bankacılık, para mübadele araçları, kredi işlemlerinde uzmanlaşmış ve bankacılık piyasalarının, hukuki mevzuatının, düzenlemelerinin gelişmesinde tarih boyunca etkin olmuşlardır.

Bankaların faaliyetlerinin mevzuat, kanunlar veya tebliğler yoluyla düzenlemeler yapılmasıyla yoluyla kurumsallaşmaya başlaması; Ortaçağda siyasi istikrarsızlıklar, şehirlerin ve ticaret yollarının güvensizliği, şehir devletlerinin kapalı ekonomik faaliyetler çerçevesinde belli sınırlarda kalmasıyla beraber; para sahiplerinin, banka ortaklarının güvenceler ve garantilerle ellerindeki parayı, ekonomiye ve piyasaya fonlamalarını sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Bununla beraber bankacılık faaliyetlerinde faiz kullanılması, Kilise hukukçularının ve din adamlarının tepkisini çekmiş; halkın haksızlık ve ekonomik güç yoluyla sömürüldüğü görüşü sonucunda Kilise ve Bankacılık faaliyetleri ayrışmıştır. Bu ayrışma sonucunda bankalar özerk kurumlar halini almaya başlamıştır.

Bankalar; kendi sermayelerinden kredi verirken, sonraki süreçte savaşlar, istikrarsızlıklar ve ticari faaliyetlerin her geçen gün yaygınlaşması sonucunda sermayedarların emanet bıraktığı ve garanti altındaki paraların piyasaya güvenli ve karşılıklı ‘sözleşmeler’ yapılarak plase edilmesiyle (mevduat, faiz işletmeli) yani belli şekilde yazılı veya sözlü sözleşmelerle halkın bildiği ve duyduğu ivazlı-ivazsız karşılığı olan, istendiğinde yada belli süreliğine (vadeli) geri ödenmesi kabul edilen para uygulaması gelişmeye başlamıştır. Bu uygulamalar gelişen ve değişen bankacılık uygulamalarında ‘Mevduat Bankaları’nın (faiz) oranlarıyla işlem yapmasının temelini de atmıştır.

Bugünkü anlamda modern Bankacılık örneği; ilk olarak 1609’da Amsterdam Bankasının kurulmasıyla başlamıştır. Bunu 1694 İngiltere Bankası ve 1907 Amerika’da Federal Rezervler Bankası kurulması takip etmiştir. Hammurabi Kanunlarında ilk defa düzenlenen ve kural çerçevesine oturtulan bankacılık ilişkileri; 19.yy Sanayi Devrimi sonrasında, ticari faaliyetlerin ve etkileşimin artmasıyla mevzuat ve kanun ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Devletler ekonomik hayatta en etkin unsur olmaya başlayan bankaların işlemleri, faaliyetlerini kontrol etmek amacıyla; Bankacılık kanunları, mevzuatları, tebliğler düzenlemiştir. Başta İngiltere, Amerika ve Avrupa ülkeleri kamu veya özel sermayeli bankaların hukuki tanımlarını yapmıştır. Sanayi Devrimi ile üretim mallarının biriktiği ve arz fazlasının tüm kıtalara yayılması, uluslararası ticaretin gelişmesiyle beraber bankacılık uluslararası bir finansal faaliyet alanı olmuştur. 19.yy. itibariyle Bankacılık kanunları hem yerel hem de uluslararası anlamda ülkelerin düzenleme alanı haline gelmiştir. Ticaretin yaygınlaşması bankaların kuruluşu, kurumsallaşmasını etkilemiş ve kurulan ‘şahsi işletme’ veya kamu-özel sermayeli bankaların yapısı Anonim Şirket olarak örgütlenmiştir. Böylece ortaklar arasındaki sermaye paylaştırılması, kredi faizi oranları, banka şubesi faaliyetlerinden, sözleşmelerin niteliğine kadar ortaya çıkan ihtiyaçlar 19.yy sonunda birçok ülkede Bankacılık Hukukunun düzenlenmesi ile bir formasyon konusu olarak incelenmiş ve kanunlaşmıştır.

Osmanlı Devleti’nde; dış ticareti finanse etmek amacıyla ve borçlanma ihtiyacının karşılanması için Avrupa finans piyasalarından ve sermayedarlardan doğrudan yatırımların alınması sonucunda Osmanlı Devleti’nin Bankacılık sistemine entegrasyon süreci başlamıştır. Azınlıklar tarafından yurtiçi piyasada sürdürülen ve ‘Galata Bankerleri’ olarak adlandırılan bankacılık hizmetleri tahvil ve hazine bonosu alarak devlete borç vermek suretiyle bankacılık faaliyetleri başlamıştır. Bu amaçla 1847 yılında kurulan ilk Osmanlı Bankası ”Bank’ı Dersaadet(Banque de Constantinople) olmuştur. Bu bankanın işlem ve faaliyetlerini düzenlemek, faiz oranını sınırlayarak tefeciliği önlemek amacıyla Osmanlı Devletindeki ilk Kanuni Düzenleme 1852 yılında ‘MURABAHA NİZAMNAMESİ’dir. Cumhuriyet döneminde de uygulanan bu kanun metni, 1957 yılında Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yerli sermayeye dayalı milli bankacılığın ilk örneği ise ”MEMLEKET SANDIKLARI” olmuştur. Bu bankaların kanuni düzenlemeleri ise 1883 yılında ‘Menafi Sandıkları Nizamnamesi’ mevzuatı ile düzenlenmiştir.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra; ilk Bankacılık Kanunu 1936 tarihli 2999 sayılı kanun olmuştur. Daha sonraki tarihlerde çeşitli değişiklikler yapılmış olup 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun usül ve çalışmaları düzenlenmiştir. Halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre ise, Türkiye’de faaliyet gösteren tün Bankaların faaliyet, kuruluş, uygulama usullerini düzenlemektedir. Ülkemizde, Bankalar Kanunu’nda açıklık olmayan hallede tüm bankalara açık hükümler tatbik edilecektir denilmekle, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümleri ile Medeni Kanun ‘Genel Hükümleri’ uygulanacağı ifade edilmiştir. Son olarak Banka ve Banka işlemlerini doğrudan doğruya düzenleyen kanun 2005 yılında çıkarılmış olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunudur.

Sonuç olarak ifade edebiliriz ki; günümüzde ekonomik faaliyetlerin fonlanması, finansal piyasaların temel kurallarının mevzuat çerçevesinde etki eden Bankaların kurumsallaşması, şubeleşmesi, borç verme, faiz kur sepetlerini belirlemesi, kredi sözleşmeleri yapma, bankacılık faaliyetlerinin sigortalanması gibi ihtiyaç ve çalışma koşullarını belirlemede Banka Hukuku ve mevzuatı önemini sürdürmektedir.

20.yy itibariyle, Hammurabi Kanunlarından başlayan ve ekonominin, üretimin, ticari ilişkilerin bir aktörü olan Bankacılık sektörü finansal teknolojilerin gelişmesiyle kanunların yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Bu ihtiyaç ise, finansal piyasaların internet ağlarıyla birbirine bağlanıp işlemler yapması, Blokchain Teknolojisiyle akıllı sözleşmelerin kurulması, mobil bankacılık işlemleri sayesinde banka şube-merkez dışında işlemlerin yapılmaya başlamasıyla hızla gelişen Fintech uygulamalarına ayak uydurmak zorundadır.

Bankacılık Kanunun yeni teknolojik gelişmeler yanında geleceğe dönük ihtiyaçların yerine getirilmesi ve finansal kanalların çeşitlenmesi için sürekli düzenlemesi ve güncellemesi gerekmektedir. Bu kanuni düzenlemeler uluslararası bankacılık mevzuatları ve uygulamalarının gereği olarak Banka Hukuku düzenlemeleri ve ilkeleri yeknesaklaştırılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bankacılık ve Banka Hukuku özellikle 2. Dünya savaşı sonrası gelişen uluslararası ilkeler ve hukuki düzenlemeler yoluyla standartları belirli olan kurumsal hukuki düzenlemeler olmuştur.

Ülkemizde Bankacılık işlemleri ve uygulamaları, başta genel kanunların hükümleri dahil olmak üzere, pek çok kanun ve mevzuata tabidir. Yukarda belirttiğimiz gerekçelerle mevcut 2005 yılında çıkarılmış olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ülkemiz ekonomisinde pozitif olarak etki ortaya çıkarması için tek bir kanuni düzenleme ve yeni teknolojilerle uyumlu mevzuatlarla yürütülebilmesi beklenemez. Bu alanda Kanun ile düzenlenemeyen ayrıntılar ise Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, tebliğler ve talimatlarla sürdürülebilmesi mümkün olamamaktadır. Yeni Finansal Teknolojiler, Yeni Bankacılık Kanunu istemektedir.

Avukat Cebbar KULANTAŞ

Henüz Yayınlanmış Bir Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.